INTRODUCTION: Stroke is one of the most prevalent neurological disorders and remains a leading cause of mortality and long-term disability. This study aimed to evaluate the self-reported prevalence of stroke in the population, the clinical characteristics of individuals with a history of stroke, as well as their access to healthcare services and functional status, using data from the Turkish Health Survey (THS) conducted by the Turkish Statistical Institute (TSI).
METHODS: Data from individuals aged 15 years and older were extracted from the THS conducted in 2014, 2016, 2019, and 2022. Information on stroke prevalence, stroke-related risk factors, post-stroke functional outcomes, and healthcare utilization was compared across survey years, age groups (15–50, 51–65, 66–80, and ≥81 years), and between sexes.
RESULTS: A total of 76,197 participants were included, with a mean age of 43.1 (±17.6) years; 53% were female. Across the four survey years, the self-reported prevalence of stroke in the population ranged between 0.8% and 1%. The median age of individuals reporting stroke was 63 years (interquartile range, 48– 73). Notably, 28% of stroke cases occurred before age 50, and 57% before age 65. Comorbidities such as diabetes (37%), hypertension (65%), kidney disease (26%), and depression (29%) were significantly more common among women (P=.009, P<.001, P=.004, and P=.02, respectively). Half of the individuals younger than 50 years reported not using prescribed medications in the preceding two weeks.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Over time, no substantial decline has been observed in the prevalence of stroke. The persistently high prevalence of modifiable risk factors in the community is striking. Further epidemiological studies are warranted in this field, and the development of new and inclusive strategies for both primary and secondary stroke prevention is urgently needed.
Keywords: stroke, stroke-related risk factors, self-reported prevalence of stroke, health statistics.
GİRİŞ ve AMAÇ: En yaygın nörolojik hastalıklardan biri olan inme, ölüm ve uzun dönem engelliliğin uzun dönem önde gelen nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen Türkiye Sağlık Araştırması (TSA) verileri kullanılarak toplumdaki beyan edilen inme sıklığı, inme geçiren bireylerin klinik özellikleri ile sağlık hizmetlerine erişimleri ve işlevsellik durumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamıza 2014, 2016, 2019, ve 2022 yıllarında yapılmış olan TSA‘lardan on beş yaş ve üstündeki bireylerin verileri dahil edilmiştir. İnme sıklığı, inme ilişkili risk faktörleri, inme sonrası işlevsellik ve sağlık hizmeti kullanımına dair veriler, farklı yıllar, farklı yaş grupları (15-50 yaş arası, 51-65 arası, 66-80 arası ve 81 yaş üzeri) ve her iki cinsiyet arasında kıyaslanmıştır.
BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen toplam 76197 katılımcının yaş ortalaması 43,1 (±17,6) yıldı ve katılımcıların %53’ü kadındı. Son dört TSA’ya göre toplumdaki beyan edilen inme sıklığı %0,8 ve %1 arasındaydı. İnme geçirdiğini beyan eden bireylerin yaş ortancası 63 (çeyreklikler 48-73) idi ve inme olgularının %28’i elli yaş; %57’si ise altmış beş yaş altındaydı. Diyabet (%37), hipertansiyon (%65), böbrek hastalığı (%26) ve depresyon (%29) kadınlarda daha sıktı (sırasıyla P=,009 P<,001; P=,004; ve P=,02) Elli yaş altındaki bireylerin yarısı son iki haftada reçeteli ilaç kullanmadığını beyan etmekteydi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Yıllar içinde inme sıklığında kayda değer bir azalma görülmemiştir ve kontrol edilebilen risk faktörlerinin toplumdaki yüksek sıklığı çarpıcıdır. Bu alanda yapılacak yeni epidemiyolojik çalışmaklara ihtiyaç vardır. İnmenin birincil ve ikincil korunmasında yeni ve kapsayıcı stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler: İnme, beyan edilen inme, inme ilişkili risk faktörleri, sağlık istatistikleri.